“Su” nöbeti

Köyceğiz Yuvarlakçay’da köylüler “su” için nöbet tutuyor… Doğa bilimci Sema Atay’ın kaleminden Yuvarlakçay günleri…
Köylülerin nöbetlerine gönüllüler de destek veriyorlar…

Köylülerin nöbetlerine gönüllüler de destek veriyorlar…

Sema Atay- Doğa Bilimci
Güncelleme: 09:16 TSİ 05 Nisan. 2010 Pazartesi

Hükümetin, Muğla’nın Köyceğiz ilçesi, Beyobası beldesine bağlı Pınar köyü sınırları içinde doğan Yuvarlakçay’a bir hidro-elektrik santralı (HES) yapımına karar vermesi ve uygulamaya başlamasından sonra; yöre halkı, hükümet yetkilileri ve ihaleyi alan özel şirket ile karşı, karşıya gelmiş durumda.

Yuvarlakçay, Köyceğiz-Dalyan bölgesini besleyen en önemli su kaynaklarından. Çevresinde yerleşik 6 köy ve bir beldeden yaklaşık 14000 kişi tarafından doğrudan içme ve sulama suyu olarak kullanılıyor. Ayrıca bölgede yaşayan tüm diğer canlılar için de hayati önem taşıyor.

Yaşantısının bir parçası olarak Yuvarlakçay’ı sahiplenen yöre halkı, santral projesini ancak kamulaştırma kararlarının uygulanması sırasında öğreniyor. Bunun üzerine, kamulaştırma kararlarını iptal davaları açıyor, ancak bölgede yüzlerce ağacın kesimine başlanması üzerine direnişe geçiyor. Aralık 2009’dan beri Yuvarlakçay HES’in kurulacağı Topgözü mevkiinde kurduğu çadırlarda suyu, ağacı, doğası ve geleceği için gece/gündüz nöbet tutuyor. Kadimden gelen su kaynaklarını ve kullanım haklarını kaybetmemek; çınar, çam ve sığla gibi doğal ağaçların kesilmemesi ve bölgede yaratılacak doğa tahribatını durdurmak için seslerini yetkililere ve kamuoyuna duyurmaya çalışıyor.

“Su” nöbetinin kamp yeri…

“Su” nöbetinin kamp yeri…
Yuvarlakçay, Köyceğiz Özel Çevre Koruma Alanı içinde yer almasına ve koruma altında olmasına rağmen, HES projesi için bir Çevresel Etki Değerlendirme çalışmasına gerek duyulmamış. Üstelik,

i) Yuvarlakçay ve çevresi, hem yöre halkının (piknik vb.), hem de yerli/yabancı turistlerin (yürüyüş, kamp vb.) rekreasyonel ve eko-turizm amaçlı kullandıkları bir güzergah. HES’in bu bölgenin sosyal yaşantısı ve yerel ekonomisine olumsuz etkileri hesaba katılmamış.

ii) DSİ ile ihaleyi alan özel şirket arasında yapılan su anlaşmasında, köylerin mevcut su hakları gözetilmemiş; en az üçte bir oranında az gösterilmiş (yaklaşık 1500-2000 lt./sn. yerine 450 lt./sn.); bir köy, 3 mahalle, 2 değirmen hesaba katılmamış.

iii) Özel şirketin üreteceği elektrik enerjisi, kurulu gücün (3,4 MW) yılda 10 ay, günde 24 saat çalıştırılacağı varsayımıyla üç kat daha fazla gösterilmiş vb.

Köylüler kesilen ağaçların mahkemede delil olarak kullanılabilmesi için kütükleri koruma altına aldılar…

Köylüler kesilen ağaçların mahkemede delil olarak kullanılabilmesi için kütükleri koruma altına aldılar…
Sonuç olarak, yeterli araştırmanın yapılmadığı ve doğru bilgilerin toplanmadığı bu projeye karşı yöre halkı tepkilerini dile getiriyor ve haklılığını hukuk mücadelesi ile kanıtlamaya çalışıyor: şimdiye kadar 14 iptal davası açılmış ve 4 suç duyurusunda bulunulmuş.

Yuvarlakçay HES Projesi, Türkiye’de paranın her kararı doğrudan etkilediğinin, biyolojik zenginliklerimizin çevresel ve sosyal öncelikleriyle birlikte değil, yalnızca ekonomik açıdan değerlendirildiğinin bir başka örneğidir. Bu proje ile yöre halkının tercih, doğal kaynaklarını koruma ve sağlıklı bir çevrede ortak yaşama hakkı dışlanmıştır. Bu direniş, yöre halkının bir anlamda hayatta kalma mücadelesidir.

Türkiye’nin güneybatısında örnek bir dayanışma gösteren Yuvarlakçay’ı Koruma Platformu, yöre halkının bu haklı tepkisi ve direnişi hakkında daha fazla bilgi almak ve destek vermek için Yuvarlakçay adına açılan internet sitesini ziyaret edebilirsiniz…

Her nerede ve hangi durumda olursak olalım, bilgi sahibi ve uzlaşmacı olmaya öncelik vermeli. Bunu ne kadar başarabilirsek, yaşadığımız yeri ve yeryüzünü o kadar az tüketiriz.

Haberi kaynağından görüntülemek için bu linki tıklayabilirsiniz ;  http://www.ntvmsnbc.com/id/25077903/#storyContinued



Yorum Yazın

*