Başbakan Kanının Yüzde 90’ını Enerji Üretmek İçin Verir Mi?

Başbakan Kanının Yüzde 90’ını Enerji Üretmek İçin Verir Mi?

11 Ağustos 2010 tarihinde İkizdere’de yapımı tamamlanan Cevizli Hidroelektrik Santralinin (HES) açılışı sırasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklamalara, Türkiye Su Meclisi tepki gösterdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İkizdere’deki Cevizli HES’in açılışı sırasında yaptığı açıklamalara, Türkiye Su Meclisi tepki gösterdi. Konu hakkında açıklama yapan Türkiye Su Meclisi Yürütme Kurulu üyesi Güven Eken şu açıklamalarda bulundu:

“Başbakan kanının yüzde doksanını enerji üretmek için verir mi? Cevabı hayırsa, köylünün de HES’lere razı olmasını beklemesin. Çünkü kırsal kesimde yaşayanlar için dereler hayatın can damarıdır, kanıdır.

KULLANIM HAKKINI VERMEK SATMAK DEĞİL DE NEDİR?

“Kimse laf oyunlarıyla Türkiye’nin sularının yerli ve yabancı şirketlere satıldığını inkar etmesin. Dereleri alıyorsunuz, suyunu kapalı tünellerin içine koyuyorsunuz. O tünellerin tek kullanım hakkı dereyi alan şirkete ait. Projeyi şirket çiziyor, parayı şirket buluyor, inşaatı şirket yapıyor, elektriği şirket satıyor. Şirket dışında deredeki suya hiç kimse dokunamıyor. Doğaya ve halka da suyun yüzde 10’u “can suyu” olarak veriliyor. Doğa deliliği dedikleri işte bu. Suyun yüzde 90’ını elektrik için alıyorlar, sadece yüzde 10’unu doğaya bırakıyorlar. Evet, gerçek bir delilik. Bunun adı düpedüz dere ticaretidir. Düşünün bir kere Cumhuriyet 87 yıl önce kuruldu. Siz 49 yıllığına derelerin kullanım hakkını özel sektöre veriyorsunuz. Bu satmak değil de nedir?

BAŞBAKAN, SU TACİRLERİNİ DEĞİL MAĞDUR HALKI DİNLESİN

“Görünen o ki Başbakan sadece HES tacirlerinden ve Bakan Eroğlu’ndan aldığı bilgilerle konuşuyor. Bir kere olsun HES mağduru olan bir köye gitti mi? Köylünün derdini dinledi mi? HES’ler nedeniyle tarlasının suyu çekilmiş çiftçiyle konuştu mu? Katledilen ormanları, kesilen ağaçları gördü mü? Bu sorunun mücadelesini veren Sivil Toplum Kuruluşlarına niye tepki veriyorlar diye sordu mu? Hayır! Bunların hiçbirini yapmadı. Sivil topluma lobici dedi, köylüye yokmuş gibi davrandı. Başbakan Türkiye gerçeklerinden o kadar uzak ki kendi suyunu kurtarmak için çalışan köylüsüne “bu tipler” diye hitap edebiliyor. Biz, bu işin arkasında esas hangi tiplerin olduğunu çok iyi biliyoruz. Biraraya gelip neler konuştuklarını da biliyoruz. O tipler, dünyanın dört bir yanında suyun ticarileşmesinden para kazanan şirketler, şantiyeciler, çantacılar ve dolandırıcılar. Başbakan gitsin mücadelesini bu insanlarla versin. Kendi ekmeğini, suyunu korumak için çalışan köylüye ve ülke topraklarını savunan sivil topluma haksızlık etmesin.

SU BOŞA AKMAZ!

“Su boşa akar diyorlar. O zaman Başbakanın damarlarındaki kan da boşa akıyor. O zaman kanının yüzde 90’ını versin, ondan da enerji üretelim. Dere dediğin kurdun, kuşun, insanın hakkıdır. Can damarıdır. O dere üzerinde her canlının rızkı vardır. Başbakan fazla sular diyor. O suların fazla olduğuna kim karar veriyor? Dereleri bir hastaymış gibi masaya yatırmışlar, karnını deşiyorlar. Masanın etrafında tek bir doktor yok. Hepsi şantiyeci, hepsi çantacı, hepsi tüccar. Peki bu hastanın canını kim kurtaracak? Derede yaşayan canlıların, kuşun, balığın hakkını kim arayacak? Dereye suyu geri bırakıyoruz diyorlar. Evet bırakıyorlar. Sonra yeni bir HES için 500 metre sonra tekrar tünellere alıyorlar. Küçücük bir dereye 20’den çok HES yapıyorlar. Dağın tepesinden denizlere kadar dereleri HES çöplüğüne çevirip takır takır kurutuyorlar. Peki suyu ne zaman bırakıyorlar? Su bıraktıkları günler sadece bakanların, valilerin ve basının bölgeyi ziyaret ettiği günler. O günlerin dışında derelere bir damla su vermiyorlar.

TÜM CANLILAR İÇİN HAK MÜCADELESİ

“Başbakan, “Bir insan olarak Allah’ın verdiği bu aklı bu yolda kullanmalıyız” diyor. Bize akıl diğer canlıları yok edelim diye verilmedi. Su sadece insana bahşedilmedi. Başka canlıların hakkını yiyerek, hak mücadelesi verilmez. Verilse verilse birilerinin cebini doldurma mücadelesi verilir. Anadolu insanının kamu vicdanı ne Başbakan’ın ne diğer su tacirlerinin sözlerine artık itibar etmemektedir. Sularımız satılmıştır ve Anadolu insanı bu gerçeğin farkındadır. Bu nedenle insanlar Türkiye topraklarının, derelerinin ve suyunun korunması için her türlü mücadeleyi vermeye devam edecektir. Bu, Türkiye Cumhuriyeti vadandaşlarının en meşru hakkıdır.

BAŞBAKANIN HUKUK DEVLETİNDE HUKUKSUZLUK

“HES’lerle ilgili sonuçlanan 34 davanın 33’ünde HES’ler aleyhinde kararlar alınmış. Ortada bir hukuksuzluk yok mu? Başbakan bunu göremiyor mu? Hukuksuz projelerin arkasında nasıl duruyor? Başbakan 40 bin kişiye istihdam sağlandı diyor. Peki kaç yüz bin kişinin HES’ler nedeniyle tarım topraklarından olacağını, toprağından göçeceğini, şehirlere gideceğini biliyor mu? Hükümetin derhal hukuğu, bilimi ve kamu vicdanını hiçe saymaktan vazgeçerek su politikasını tepeden tırnağa değiştirmesi gerekiyor.

Kaynak: Türkiye Su Meclisi



Yorum Yazın

*